1990’lı yıllarda ülke genelindeki ilk HES mücadelesinin başladığı yerdi Rize’nin Çamlıhemşin ilçesi…

Kaçkar Dağları Milli Parkı’nın içerisinde bulunan ve Doğal SİT Alanı olarak ilan edilen Fırtına Vadisi’nde, kendisi de Rizeli olan dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz’a yakınlığıyla bilinen bir holding, HES projesinin temelini atmıştı!

Çamlıhemşin halkı, doğal cenneti yok ettirmemek için uzun süren bir mücadele vermiş ve galip gelmişti.

HES projesi iptal edilmiş ve Fırtına Vadisi tekrar Doğal SİT Alanı ilan edilmişti.

O günlerde, doğasını, deresini, ormanını korumak isteyen insanlar ‘yatırım düşmanı’ diye yaftalanıyordu!

Tıpkı bugün olduğu gibi!

Sonra ülke genelinde girilmedik vadi, suyuna göz konulmamış dere bırakılmadı.

Binlerce HES kuruldu.

Birçok noktada dereler kurudu, doğal yaşam büyük zarar gördü ama çevrecilerin endişelerindeki haklılığına kulak asan olmadı!

Şimdi Çamlıhemşin’de yeni bir mücadele var.

Yeşil Yol Projesi’nin, yaylalarını yok edeceğini savunan yöre halkı, eylem yapıyor, çalışmaların durdurulmasını istiyor.

Rize Valisi Ersin Yazıcı ise, 8 muhtar ve 4 sivil toplum kuruluşunun temsilcisi ile Yeşil Yol projesi için toplantı yaptığını belirterek, “Bir muhtar dışında yolu istediklerini söylediler. Sonra eylemler başladı. Buralı olup bu kentte yaşamayan, 5-10 günlüğüne gelen ve ekonomik durumu, keyfi yerinde olanlar rahat. Benim buradaki gencim işsiz kalmış, onun böyle bir derdi yok. Gelecekler eğlenecekler, kafasına göre bir şeyler söyleyecekler. Çalıp oynayacaklar, ahkâm kesecekler. Halk ne istiyorsa ben onu yaparım. Kimse kusura bakmasın. Devlet halkın istediğini yapar. O yaylaları kullanan insanlar bu yolu istiyor. Birilerinin ne dediği çok önemli değil. Siz diğer kentlerde yaşayacaksınız, buraya gelip ahkâm keseceksiniz” diyerek meydan okuyor!

Bu kafa hiç değişmez!

Eğer halkın bir bölümü bir şeye karşı çıkıyorsa, onları diğer bölümün önüne atmak ve ‘Bakın bunlar sizin iyiliğinizi istemiyor’ algısı yaratmak, halkçıymış ve haklıymış gibi görünmenin en temel kuralıdır!

Senede 5-10 gün ata toprağına gelmeyi lüks, çalıp oynamayı ise adeta suç sayan (!) Vali Bey, komando birlikleriyle vatandaşa müdahale edip, çalışmaları bir an önce bitirmeyi hedefliyor!

Zira böylece Ankara’dan kocaman bir aferin alacak.

Gelelim Yeşil Yol’a…

Yeşil Yol, son yıllarda Doğu Karadeniz’de yaşanan turizm hareketliliğine katkı amacıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca Doğu Karadeniz Turizm Mastır Planı çerçevesinde hazırlandı.

Samsun’dan Artvin’e kadar yaylalar birbirine bağlanacak, turistler yöredeki bütün yaylaları daha rahat gezme ve konaklama imkânı bulacak, turizm gelişecek ve bölgeye ekonomik katkı sağlanacak.

2 bin 600 kilometrelik bu güzergâh üzerinde, belirli noktalarda doğal yapıya zarar vermeyecek şekilde turizm merkezleri oluşturulması, böylece önemli bir istihdam ve gelir sağlanması hedefleniyor.

Projenin özeti bu…

Turizmin bu bölgenin geleceği olduğuna inanan ve turizm altyapısının güçlendirilmesi gerektiğini savunan birisi olarak, Yeşil Yol Projesi’nde bu haliyle bir sakınca görmüyorum.

Lakin benim sakınca görüp görmememin hiçbir önemi yok.

Bölgede yolu açılan yaylaların büyük bir kısmının betona teslim olduğunu, Uzungöl ve Ayder’deki gibi yoğunluğu kaldıracak altyapı eksikliklerinin varlığını dikkate aldığımız zaman, bu projenin oldu- bittiye getirilmeden, ince elenip sık dokunularak hayata geçirilmesi gerektiğini net olarak görüyoruz.

Birçok bilim insanının, “Yaylalara ulaşımın kolaylaşması ve ziyaretçi sayısının artırılması, otantik dokuyu bozacaktır” uyarısına da kayıtsız kalmak mümkün değildir.

Gerçekten çevreye hiçbir zararı dokunmayacaksa, gerçekten yöre halkına da ekonomik katkı sağlayacaksa ve buna rağmen insanlar karşı çıkıyorsa, o halde burada bir bilgilendirme eksikliği var demektir.

Birkaç muhtar ve STK temsilcisinin onayını yeterli sayan Rize Valisi Ersin Yazıcı, “İstediğimi yaparım” diye vatandaşa efelenmek yerine, bir kişi bile olsa bu projeye karşı çıkan insanları bilgilendirmeyi, ikna etmeyi ve rızasını almayı denemelidir.

İçinde vatandaşın temsilcilerinin de olduğu bir kurul oluşturulup, bu meselenin enine boyuna tartışılması sağlanmalıdır.

Anlaşılan o ki, Vali Yazıcı’nın 8 muhtar ve 4 STK temsilcisiyle yaptığı toplantılar yeterli olmamış.

Bugün her yaylada kaçak yapılan mantar gibi türemişken ve ne yazık ki bunlara göz yumulurken, Çamlıhemşinlilerin endişelerini anlamak ve kaygılarını gidermek lazım.

Atasının dedesinin yüzyıllardır yaşam sürdüğü, gözü gibi baktığı o yaylaların geleceği için kaygılanan insanları topyekûn ‘yatırım düşmanı’ gibi göstermek, sesini yükseltene askerle müdahalede bulunmak çözüm değildir.

Çevreye zarar verecek hiçbir çalışmaya izin müsaade etmeyeceğini açıklayan ve bugüne kadar yaylalarda kaç tane kaçak yapı yıktığını merak ettiğim Vali Ersin Yazıcı’ya şunu hatırlatmakta fayda var.

“Evet o insanlar oraya 5-10 günlüğüne gelecekler, çalacaklar, oynayacaklar ve ahkam kesecekler. Çünkü orası onların toprağı, onların yurdu... Siz yarın bir gün gideceksiniz ama o insanların torunları da, torunlarının torunları da o topraklarda yaşayacak. Endişelerine kıymet verin. Devletin memurları halkın efendisi değil, hizmetkârıdır, unutmayın.”

Kalın sağlıcakla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com