İnsan fani, yani ölüme mahkum bir varlık... Aslında her şey ölümlü ya... Zaman bile ölümlü... Yaşadığınız bir zamanı, anı tekrar yaşamak şansınız var mı?

Zaman bile ölümlü ama yaşanıp tüketilen her an'a/zamana anlam kazandırmak da insanoğlunun boynunun borcu olduğunu bilmek gerek.

Yaşanan zamanı anlamlaştırma/ değerlendirme adına o anın sahiplenilip kişiselleştirilmesi; insanoğlunun "kalıcı olma" arzusundan/isteğinden kaynaklanmıyor da ne?

Yaşamında "toplumsal heyecana" zaman payı ayıranlardır "kalıcı" olmak arzusu olanlar...

Önce yaşadığı toplumu düşünenlerden onlar...

Onların yaşamında; kendi yaşamlarıyla birlikte "yaşatmak" sevdası egemendir her zaman...

İşte, bu düşünce bir heyecan olarak insan benliğine yerleştiği an, "zamana kertik atıp kalıcı" olma, topluma kendini adama, topluma hizmet verme, yaşamını daha da anlamlaştırma dönemi başlar her insan için...

Birlikte yaşıyoruz, lütfen bu düşünce çerçevesinde çevrenize bakınız. Birçok "örnek insan" göreceksiniz. Göçüp gitmişlerdir bu dünyadan ama toplum adına arkada bıraktıkları eserler onları yaşatmıyor mu şimdi?

*** 

Ömer Nakkaş adını duymamış olabilirsiniz. Bu bir kusur değil, eksik bilgilenme olabilir. Örneğin, bir arı kovanında hangi arının daha çok bal ürettiğini bilememek gibi bir konum Ömer Nakkaş'ın durumu...

Karıncalar da öyledir, kısacık yaşamlarında hep koşuşur, çalışır, nesillerinin devamı için üzerlerine düşen görevi yaparlar.

Görevlerini yaparlar... Sessiz-sakin...

Ama övünmek için değil...

Rahmetli Ömer Nakkaş işte böyle bir değerdi bizler için...

Sessiz yaşadı... Ama hep doğup büyüdüğü toprakları, birlikte yaşadığı insanları düşünerek yaşamını tamamladı.

Hep vefa duygusu taşıdı içinde yaşadığı topluma karşı...

1970’li yıllardı... Haber verdiler, "Ömer Nakkaş doğduğu köye okul yaptıracak" diye... Tanımıyorum... Nasıl bir kişi? Tanıştık, sohbetler ettik. Anladım ki, "vefa duygusu dolu, vefa borcu" ödemek isteyen bir büyük/ temiz yürek/bir benlik var Ömer Nakkaş'ta...

*** 

Ömer Nakkaş, bir Trabzonlu olarak yaşam kavgası vermek üzere yıllar önce gitti İstanbul'a... Ticaret dünyasında "karınca kararınca" kanaatkarlığı, onu başarıya taşırken doğduğu toprakları, arkada bıraktığı hemşerilerini hiç unutmadı.

Gönlü zengin, eli açık oldu her zaman...

Okumak için İstanbul'a gelen gençlere -kimse bilmesin koşuluyla- yardım yaptığını ben biliyorum.

Düşkünlere de... Hastalara da...

Yardım için el uzatanlara da yardımdan geri durmadı.

Ömer Nakkaş'ı yaşamı boyunca "toplumsal anlamda düşünüp" yaptığı hizmetlerin ödülünü almak üzere Yüce Rabbimizin huzuruna uğurladık İstanbul'da...

Mekanı Cennet olsun...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.