Dünkü yazımda, bugün Murat Taşkın’ın yazısını değerlendireceğimi duyurmuştum.

Öncelikle şunu vurgulamak isterim ki bu satırlar, Trabzon Gazeteciler Cemiyeti (TGC) konulu son yazımdır.

Şahsıma bir cevap hakkı doğmadığı sürece, bir daha bu konuda kalem oynatmayacağım, çünkü bizim mahalleye dair tartışmaları içeren yazıların kabak tadı verdiğinin farkındayım.

Artık tartışmalardan kurtulup, camiadaki tansiyonu düşürmek ve yapılan yanlışların/ ayıpların tekrarlanmayacağı bir ortamı tesis etmek, bu camianın fertleri olarak hepimizin görevi ve sorumluluğudur.

Gelelim Murat Taşkın’ın yazdıklarına.

Yaşanan süreçten ve gerilimden bunalmış olacak ki; ‘TGC eski Başkanı sıfatından istifa etmek istediğini ancak nasıl ve nereye başvuracağını bilmediği için bunu gerçekleştiremediğini’ anlatmış.

Sayın Taşkın, her ne kadar ‘Hiç karışmam’ dese de, ben bildim bileli her TGC seçiminde aktif rol oynar ve desteklediği adayın kazanması için o adaydan daha çok çalışır.

Bunda hiçbir sorun yok, sonuçta herkes gibi Murat Taşkın’ın da bir adayı destekleme hakkı var.

Esas sorun; bazı meslektaşlarımızın, sandıktan çıkan sonucu kabullenmeyip türlü yöntemlerle müdahale etme ve seçimi kazanmak için hileye bile başvurabilme hırsıdır!

Demokrasinin yılmaz savunucusu olması gereken gazetecilere yakışmayan bu ayıplı davranış, camiadaki kavganın, kutuplaşmanın ve gerilimin başlıca nedenidir.

Bunu herkes bilmekte fakat işine gelmeyenler, bin bir türlü bahaneyle gerçeği saptırmaya çalışmaktadır.

Kim ne kılıf uydurursa uydursun, zorlama yorumlarla nasıl aklamaya çalışırsa çalışsın, İl Dernekler Müdürlüğü’nün tespitiyle de sabittir ki; 7 Mayıs’taki olağan genel kurul sonrasında listemdeki bir kişinin baskıyla istifa ettirilmesi ve seçim sonucunun değiştirilmesi, TGC tarihine geçen kara bir lekedir, çok büyük bir ayıptır.

Ne yazık ki; kabul etmese bile TGC’nin eski başkanı Murat Taşkın da, nefsin azametine yenik düşerek bu ayıbın ortaklarından biri olmuştur.

Bu meseleyi yeniden tartışacak değilim.

Ben vicdanen rahat ve huzurluyum, herkesi de vicdanıyla baş başa bırakıyorum.

Çünkü vicdan en tarafsız mahkemedir, en adaletli kararı verir.

***

Seçim süreci bitti.

Kızgınlıklarımız, kırgınlıklarımız olsa da, geçmişi unutmadan ve yaşananlardan ders alarak önümüze bakacağız.

Hepimiz biliyoruz ki; TGC’nin kurumsal bir kimliğe ve Trabzon basınına yakışır bir vizyona kavuşturulması, üretken bir yapıya dönüştürülmesi, itibarının hak ettiği noktaya yükseltilmesi ve hepsinden önemlisi herkesi kucaklayan tam demokratik bir meslek örgütü haline getirilmesi, senben çekişmelerini bitirecek tek yöntemdir.

Dolayısıyla bugün Murat Taşkın’a düşen görev, ‘eski başkan’ sıfatından kurtulmaya çalışmak değil, tam aksine o sıfatın kendisine yüklediği sorumluluğun gereğini yerine getirmektir.

Önerim; bütün kişisel meseleleri bir kenara koyarak fakat bunu göstermelik değil samimiyetle yaparak ve ‘Benim istediğim olacak’ inadını/ hırsını terk ederek, bir özeleştiri yapmasıdır.

Elbette diğer eski başkanların da.

Bunu yapınca, meslek büyüğü ve ağabey olarak durmaları gereken yerin çok uzağında kaldıklarını görecek ve ümit ediyorum hatalarını anlayacaklardır.

‘Çırak ustayı geçmezse sanat ölür’ diye güzel bir atasözümüz var.

Yaşadıklarımız gösterdi ki; ustalarımız, yetiştiğimizi kabullenmek istemiyor ve bize kavgalı, tartışmalı, kırgınlık ve küskünlüklerle dolu bir miras bırakmaktan hiç ama hiç kaygı duymuyor.

Böyle bir mirası reddediyorum ve TGC’de bir zihniyet devrimi gerçekleştirmenin imkânsız olduğunu düşündürenlere rağmen, bizden sonrakilere, çatısı altında bulunmaktan keyif alacakları bir meslek örgütü bırakabileceğimize olan umudumu koruyorum.

Sevgili dostlar;

Bugün varız, yarın yokuz.

Hepimiz bir hatıradan ibaretiz.

Kimimiz güzel anılıp hayırla yâd edileceğiz, kimimize rahmet bile okunmayacak.

Buyursunlar, tasnifi değerli meslektaşlarım yapsınlar.

Ve kim nasıl anılmak istiyorsa öyle davransın.

Kalın sağlıcakla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com