1 Kasım'a iki haftadan daha az bir süre kaldı...

2014 Mart Mahalli seçimlerinden bu yana bir buçuk sene içerisinde üç büyük seçim geçirdik. Bu da dördüncüsü olacak.

Her seçime de ayrı ayrı anlamlar yükledik. Her biri için tarihin en önemli seçimi dedik ki hakikaten öyleydi. Her biri birbirinden önemli seçimlerdi, her biri birbirinden önemli eşiklerdi.

Öyle bir dönemden geçiyoruz ki her seçim "tarihin en önemli seçimi" dediğimiz bir önceki seçimden daha önemli hâl alıyor.

Bu seçim de öyle...

Cumhuriyet tarihinin belki de en önemli seçimi...

Türkiye, 7 Haziran ilke birlikte yeni bir döneme girdi. AK Parti'nin 13 yıllık tek başına iktidarı son buldu.

8 Haziran'da Avrupan'nın önemli gazetelerinden La Repubblica, "Yeni bin yılın Selahaddin Eyyubi'si durduruldu" diye haber yaptı. Selahaddin Eyyubi'den kasıt, Recep Tayyip Erdoğan'dı...

Binlerce yıl önce Selahaddin Eyyubi'nin durdurulması Avrupa için ne anlam ifade ediyorsa bugün Erdoğan'ı durdurmak da aynı Avrupa için aynı anlamı ifade ediyordu.

Türkiye'nin yükselmesini, söz sahibi olmasını istemeyenlerin kutlaması idi bu...

Başarısızlıklarına rağmen 7 Haziran akşamı genel merkezleri önünde kutlama yapanlar ile 8 Haziran'da Avrupa'da "Selahaddin Eyyubi durduruldu" manşetlerini atanlar aynı hissiyata sahipti.

Ölüm haberlerinin normalleştiği, kendi coğrafyasını, topraklarını ilgilendiren konularda dahi söz hakkı olmayan, üzerinde her türlü oyunun oynanabildiği, sefaletin yaygın kültür olduğu, güçsüz ve eski Türkiye özleminde olanların başarısıydı bu...

Türkiye'yi hükümetsiz bırakmak...

Güçsüz ve eski Türkiye özleminde olanların hükümetsiz bırakıldığımız bu dönemde özlemlerini nasıl giderdiklerine maalesef milletçe şahit olduk.

"Hükümetsiz bırakılmak" diyorum. Çünkü...

Sandığın tek başına iktidar sonucunu vermemesi milli iradedir. Ama akabinde hükümetin kurulamaması için her türlü çabayı ortaya koymak güçsüz ve eski Türkiye özleminde olanların özlemini giderebilmesi adına yapılan bilinçli bir tercihtir.

 

 

 

Velhasıl... 13 yıllık tek başına iktidarın ardından hükümetsiz bırakıldığımız ya da seçim hükumetine mahkum edildiğimiz bu kısa dönemde bölgemizde ve ülkemizde bir yığın menfi ve üzücü hadiseyi ard arda yaşadık. 13 yıl boyunca yaşamadığımız tüm olumsuzlukları 4 ayda yaşadık. Kanımız döküldü, canımız alındı, morallerimiz bozuldu, özgüvenlerimiz sıfırlandı.

 

 

 

İşte tam da böyle bir ortamda gidiyoruz 1 Kasım'a...

 

 

 

Zifiri karanlık bir tünelin içerisindeyiz. 13 yıl öncesi gibi...

 

 

 

1 Kasım'da ya bu tünelden çıkıp aydınlığa kavuşacak ve yolumuza emin adımlarla devam edeceğiz ya da çok uzun yıllar zifiri karanlıkta, kör kütük yolumuza devam edeceğiz...

 

 

 

Ya başımızı öne eğip coğrafyamızın nasıl kan gölüne çevrildiğini izleyeceğiz ya da başımızı kaldırıp buna müsade etmeyeceğiz...

 

 

 

Ya "bayrak direği ipini" kendimiz yapıyoruz diye sevineceğiz ya da yerli otomobilimizi üretiyoruz diye gururlanacağız.

 

 

 

Ya bu topraklar barışın, huzurun, refahın ve gücün timsali olacak ya da savaşın, kanın ve sefaletin...

 

 

 

Ya "Selahaddin Eyyubi durduruldu" manşeti atan modern Haçlılar kazanacak ya da yeni bin yılın Selahaddin Eyyubi'si ve davası...

 

 

 

Karar Aziz Türk Milletinin...

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
www.karadenizinsesi.com.tr