Ankara’da gündem dağınık…

Birçok konuda hazırlık var.

Fırtına öncesi sessizlik çökmüş sokaklara.

Sanki her şey seçime kilitleniyor git gide.

Ak Parti teşkilatları kongrelerle meşgul.

Kongreleri yaparken milletvekili listelerine de ulaşmaya çalışıyorlar.

İl kongreleri, fotoğrafı birçok ilde netleştirir. Başbakan Davutoğlu il kongrelerine katılarak seçim startını vermenin hedefinde. Belki bu yolla gündemi belirlemeye başlayabilir.

Eee ne demişler, ‘siyaset boşluk kaldırmaz.’

Siz bakmayın boşluk dolduracağım diyerek yola çıkıp, üç beş koltuğu dolduramayanlara.

Onların kendileri boş da ondan…

 Bakarsınız bir Molla Kasım çıkmış doldurmuş bıraktığınız boşluğu.

***

Bu kış gününde bu kadar dolmuş da becerip taşamayan gökyüzünü Ankara epeydir görmemişti.

Bulutlar öbek öbek.

Güneş bir bakış atabilmek için saatlerce çırpınıyor.

Gelin görün ki bulutlar bembeyaz. Gökyüzünde bir o yana bir bu yana kaçıyorlar.

Siyasi analizciler, “bu bulutlar yağmur getirmez” diyor.

Hâlbuki millet, seçim öncesinde şarıl şarıl yağmur bekler.

Şimşekler çaksın ister semalarda.

Gök gürültüsü liderin gürzü gibi dolaşsın ister gök kubbede…

Nerdeee!

Bakanlar seçime odaklanmışlar. Kafalarında gelecek kaygısı. Pek topa girme niyetleri yok. Milletvekilleri, kulakları illerinde, bütçe görüşmelerinin bitmesini bekliyorlar. Bürokratlar seçim sonrasının hesabına girmiş bile. Makamlarına sımsıkı sarılmışlar.

Paralel yapılanma zaman kazanma stratejisini ince bir nakış gibi işletiyor.

Amerika’da senato üstünlüğünü ele geçiren Cumhuriyetçilerin ayak sesleri Türkiye’den duyulmaya başlandı.

ABD ve Rusya, etrafındaki devletlerle masaya oturmuş anlaşmak üzereler.

1908 yapımı kalem ve cetvel masada.

Bir de ortaya serilmiş “Büyük Ortadoğu” haritası elbette.

 

Birçok muhtemel gelişmenin sonucu netleşmemiş.

Herkes bekleyişte.  Herkes top çeviriyor Ankara’da.

Herkes zaman kazanmanın peşinde...

Beklemek, büyük davalara bulaşmamak herkesin lehine görünüyor.

Ancak gelin görün ki kazın ayağı öyle değil.

Birileri zaman kazandıkça hükümet zaman kaybediyor.

Zamanın birinde Rahmetli Ecevit, “Türkiye’de derin devlet yoktur, derin devlet Amerika’dır” demişti.

Ben bu sözü bugüne şöyle çeviriyorum; “Türkiye’de paralel yapı yoktur, paralel yapı yeni derin devletimizdir.”

Hayırlı olsun.

Hala Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gariban bir dini cemaati durup dururken hedef aldığını ve bu konuyu fazla abarttığını düşünebilenler var. Cumhurbaşkanı’nın, İçişleri Bakanı’nın hatta bazı kurumların bu kadar net ve düzgün paslarına rağmen, gol atmamak için topu orta sahaya doğru sürenler var.

Türkiye’nin bağımsızlık düzeyi, içindeki derin devletin gücüne göre belirlenir. Derin devlet denilen paralel yapılanmalar ne kadar zayıflarsa bağımsızlığımız o kadar güçlenir.

Bu noktada şu can alıcı tespiti yapmak isterim:

Yeni derin devletin adı olan bu legal görünümlü illegal yapıya istediği zamanı tanıyıp onu Amerika’da Cumhuriyetçilerin iktidarıyla buluşturursak halimiz nice olur.

Cumhuriyetçiler Obama gibi itidalli olmaz.

Türkiye’deki eski dostlarıyla yeni dostlarını bir araya getirip yeni darbe girişimlerinde bile bulunabilirler. İşte o zaman “eyvah” para etmez.

Ey müsamahacı, itidalli, dengeci, korumacı, şefkatli, paralel paslaşmaktan hoşlanan ve dakka geçirmeyi adet edinenler. Şu gerçeği lütfen unutmayın:

“Küresel güçlerin Türkiye’de istikrarsızlığı en çok arzuladığı bir zamanı yaşıyoruz.”

***

İşte Başkent geçtiğimiz haftayı bu endişelerle geçirdi dostlarım.

Evimin balkonunda kaçak güreşen bulutları kızgınlıkla seyrederken yan balkonda sigarasını emer gibi çeken yaşlı komşum öksürükle karışık söyleniyordu:

“Bugün yağmazsa gece çetin geçer, ayaz olur. Biz neyse de garibanlar sabaha karşı donar valla.”

Ben de dayanamadım, karşılık verdim:

“Kış gününde yağmur duasına çıkacak değiliz ya Yunus Amca.”

Kalın sağlıcakla.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.