20. yüzyıl tarihçiler açısından Ruslar olmadan yazılamaz. Geçtiğimiz yüzyıla Çarların imparatorluğu olarak hızlı bir giriş yapmışlardı. İngiltere ile birlikte 1. Dünya Savaşı’nın baş aktörlerinden birisi olarak sahne aldılar. Ortak hedef Osmanlı İmparatorluğu’nu parçalayıp yok etmekti. Rusların özel hedefi ise; Akdeniz’e inmekti. Savaş esnasında içerden çözüldüler. İç iktidar savaşı bittiğinde, dünya daha önce hiç görmediği Komünist rejimin devleti Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ile tanışmış oluyordu.

2. Dünya Savaşı’nda ise, bu defa Hitler’in Bakü petrollerine uzanma hırsı ile karşı karşıya kaldılar. Savaş sonunda Hitler’i Moskova’ya kilometrelerce kala, milyonlarca Rus’un kanları pahasına durdurdular. Bütün Doğu Avrupa’yı Hitler ordularından temizleyen muzaffer kızıl ordunun sahibi olarak Berlin burçlarında orak- çekiçli bayraklarını göndere çektiler.

Atlantik ötesinden gelip, Avrupa’yı Hitler’den kurtaran bir başka güç olan Amerika ile Yalta’da dünyayı paylaşan aktörlerden birisi olarak da masadaki yerlerini aldılar. Hikâyeyi hepimiz biliyoruz.1988 yılına kadar, bütün dünya komünizm ile kızıl ordu tehlikesi ve sopası gösterilerek, Amerika ve Rusya tarafından paylaşılıp yönetildi.

1989 yılında eğitim için bulunduğum Almanya’nın ortadan ikiye bölünmüş Berlin şehrinde, Komünist Doğu Berlin’e 24 saat bulunma hakkını kullanarak geçtiğimde, oldukça geniş, tertemiz Karl-Marx Meydanı’nın arka taraflarındaki manzarayı görünce oldukça şaşırmıştım. Şehir 1940’larda kalmış, hayat donmuştu. Yüzlerce metre uzunluğunda, sokaklar boyunca kıvrılıp giden kuyruğun sonuna sabırla ulaştığımda, camı çerçevesi ilkel, Afrika ülkelerindeki bakkalları andıran bir çiçekçi dükkânıyla karşılaşmıştım. İnsanlar birer adet çiçek almak için saatlerce kuyrukta dükkânın açılmasını bekliyorlardı. Daha sonraları defalarca gittiğim Rusya’nın taşra bölgelerinde, bu döküntü şehir manzaralarına defalarca şahit olmuştum.

O zamanlar aklıma gelen tek soru şu olurdu. Dünyada uçan kuştan haberi olan Amerika, Doğu bloku ülkelerinin bu döküntü hallerini çok iyi bildiği halde, bu korkuya dayalı dengeyi niçin 40 yıl boyunca sürdürdü? İşlerine öyle geliyordu da ondan. Bu yüzyıla geldiğimizde ise kendi halinde, orta sınıfı olmayan, yaşlanmış ve alkolizm batağına batmış bir ülkenin iç iktidar mücadelesinin ardından yönetime el koyan derin Rus devleti, vitrine çıkardığı Putin ile yeni bir anlayışı dünyaya sunuyordu.

Artık Rusya’yı yönetenler, mafyatik yapıları tasfiye ediyor, petrol ve paraya sahip çıkıyor, Rusya’nın kaderine el koyuyorlardı. Yeni Rus yönetiminden beklenen, Rusya’yı, petrol ve gaz gelirini kullanarak, orta sınıfı güçlenen, başka sahalarda da üretim yapabilen bir ülkeye dönüştürmesiydi. Dünya, sınırlarını ve haddini bilen, kendi halkının mutluluğu için çalışan, komşularının hukukuna saygılı bir Rusya yönetimi ile yaşayacağına tam kanaat getirmişken, önce Gürcistan’a saldırıp Osetya’yı oradan koparıp ele geçirdi.

Sonrasında da Ukrayna’da siyasi karışıklığı bahane edip ülkenin nerdeyse yarısını kendi yandaşlarının hâkimiyetine sokmasına şahit olduk. Son olarak Kırım’ı ilhak ettiğini pervasızca ilan etmesi ile bütün dünyaya emperyal dişlerini de göstermiş oldu. Evet, Rusya bu yüzyıla da hızlı başlangıç yapmış oldu. Fırtına gibi esiyor artık. Tutabilene aşk olsun. Şimdilerde doğu Akdeniz’de Suriye dolaylarında boy gösteriyor. Suriye semalarında da bombardıman uçakları ve füzeleriyle ayrıca arzı endam ediyor.

Suriye’deki en küçük azınlığın iktidarını korumak ve yeni ortaya çıkan Doğu Akdeniz doğal gaz sahalarında etkili olmak için buralara geldiğini görüyoruz. Bütün Sünni dünyasının nefretini kazanmaları umurlarında değil gibi.

Bize de bulaştı. Efelenip duruyor. Kullandığı zaman, kendilerinin de yok olacağı nükleer silahlı gücünden dem vuruyor. Bu yüzyıla çok hızlı girdiler. Hızlı, pervasız ve saygısızlar. Erken yorulacaklar. Kuyruklarını kıstırıp geri döndüklerinde umarım bütünlüğünü korumuş bir ülke bulurlar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.