Arayı bulmak için aranın ne olduğunu kestirmek lazım. Aranın ne olduğunu kestirmek için de tarafları ve sorunun ne olduğunu iyice anlayıp empati kurmayı bilmek lazım.

Geleneklerimizde köklü bir yeri olan ve bugün de hukukumuzda yeniden su yüzüne çıkarılmaya çalışılan arabulucuk, “yaşadığımız” ama unsurlarına pek de hâkim olmadığımız bir müessese.

6325 Sayılı HUKUK UYUŞMAZLIKLARINDA ARABULUCULUK KANUNU birkaç yıldır daha etkin olarak uygulanmaya çalışılan bir kanun. Kanunun özünde, sorunların mahkeme önüne çıkmadan taraflar arasında uzlaşıyla çözülmesini sağlamak var.

Herkesin malumu olduğu üzere mahkemelerde sorunlara çözüm bulmak, çoğu zaman hem uzun zaman alıyor hem de masraflı olabiliyor. Sonunda da tüm bunlara rağmen mahkemenin verdiği karar en az bir tarafı olmak üzere bazen davayı kazanan tarafı bile memnun etmediği olabiliyor.

İşte arabuluculuk, hukuki problemlere, kısa sürede uzlaşıyla çözüm bulmayı hedefliyor. Taraflar arasında kaybedeni olmayan, eşit şartlar içinde bir görüşme ve çözüm süreci öngörüyor. Arabuluculuk süreci sonunda ortaya çıkan sonuçla her ikisi tarafında “oh be” diyeceği bir hissi amaç edilen bu yöntem hukukumuzda gelişmeye müsait bir alan.

Adalet Bakanlığı Arabulcukluk Daire Başkanlığı gözetim ve denetiminde yürütülen arabuluculuk sistemi, bakanlık tarafından çeşitli eğitim ve sınavlardan geçirilen “arabulucular” tarafından icra ediliyor. Ayrı bir sicili olan arabuluculuk yalnız bu sicile kayıtlı olan kişiler tarafından icra edilebiliyor. Arabulucuların hukuk fakültesi mezunu olması ve mesleklerinde 5 yıllık bir kıdeme sahip olması asgari aranan şartlardan.

Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre bugüne kadar 520 arabuluculuk faaliyeti yapılmış. Bunlardan 512 tanesi tarafların anlaşmasıyla 8 tanesi de anlaşma olmadan sonuçlanmış. Yine hangi konularda arabulucuya başvurulduğuna bakıldığında 412 adet uyuşmazlıkla işçiişveren konularının başı çektiği görülüyor. Ondan sonra da maddi- manevi tazminat uyuşmazlıklarının 37 ile ikicin sırada geldiğini görüyoruz.

İstatistiklere bakıldığında yılda adliyelerde 6,5 milyon civarı dava açıldığı düşünüldüğünde arabuluculuğa dair rakamların çok küçük olduğu malum. Yalnız başta da yazdığımız gibi arabuluculuk gelişmeye müsait ve gelişmesi gereken bir yöntem.

Avrupa’da çok öncelerden beri uygulanan ve her geçen gün uygulaması artan ve artması için devlet eliyle desteklenen bir aşama.

Ülkemizde de hakkında türküler, şarkılar yazılan mahkeme süreçlerini elbette ortadan kaldırmayacak ama yükünü hafifletecek olan bu arabuluculuk sisteminin tanınması ve tanıtılması gerektiğini düşünüyorum.

Sorunları hızlı ve her iki tarafı da olabildiğince memnun edecek şekilde çözmek toplumsal uzlaşıya da önemli katkılar sunacaktır.

Devlet, mahkemeler, hukuk, hepsi insanların refahı ve saadeti için. İnsanı ve uzlaşıyı merkeze alan arabuluculuk sisteminin, sorun haline gelebilen yargılama süreçlerini kısaltacağını ümit ediyorum.

Her alanda ihtiyaç olan arabuluculara hukukta da ihtiyaç olduğunu gören devlet, işin kanunu koymuş, uygulaması bizlere kalmış…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.