Uzun bir aranın ardından yine köşe yazısında siz sevenlerimle buluşmak oldukça mutluluk verici. Bazen Trabzonspor, bazen salon sporları, bazen de amatör maçlarda dostlarla karşılaşıyor, hasret gideriyoruz. Kimi yenilgilerle üzülüyor, kimi sevinçlere ortak oluyoruz.

Son haftalarda amatörde yaşanan bazı üzücü olaylara değinmek, hoş olmadığını söylemek ve yaşanan bu tatsız olaylardan dolayı üzüldüğümü dile getirmek için aldım elime kalemi… Hem uyaralım, hem de iki kelam edelim dedik. Ancak bundan önce birkaç konuya değineceğim.

Trabzon amatörünü eski bilenlerden biriyim. Öyle ki 2005’li yıllarda Yavuz Selim olsun, Söğütlü olsun, Tonya olsun, Maçka olsun, Of olsun, Vakfıkebir olsun, ASKF olsun, birçok sahada top oynadım. Biz o zamanlar para nedir bilmezdik. Paranın lafını etmezdik. Küme düşme üzüntüsünü de yaşadık, şampiyonluk sevincini de tattık. Amaç, kendimizi beğendirebilmekti. Hem taraftara, hem antrenöre. Birkaç maçın ardından yemek yerdik, arada da 10 lira, 20 lira prim alırdık o kadar. Şimdi ise ne yazık ki, ‘ne kadar vereceksin’, ‘o kadar paraya oynamam’ diyen futbolcu kardeşlerimizle karşılaşıyoruz. Ne kadar acı değil mi? Bakınız Trabzonsporla yaşıt olan İdmanocağı ve İdmangücü bir alt lige düştü. Eski zamanlarda birisi, ‘İdmanocağı’nda oynuyorum’ dediğinde farklı bakıyorduk. Lütfen bu yazdıklarımı kimse farklı anlayıp, yanlış yorumlamasın. Sadece nereden nereye geldiğimizi göstermek istiyorum.

İdmanocağı’nın ve İdmangücü’nün neden küme düştüğünü söyleyeyim; Mücadele ettiği ligde diğer takımlar çok fazla bütçeye sahip olduğundan gencecik kardeşlerimiz onlarla baş edemedi. Aralarında kayboldu gittiler. İdmanocağı’nda 97-98’li oyuncu oynarken, rakipte 87-88 doğumlu oyuncu görev alıyor. Varın aradaki farkı siz hesaplayın.

Şu an gelinen noktaya bakıyorum da amatörde neredeyse iki günde bir kavga oluyor. Soruyorum, yakışıyor mu? Trabzon amatörü bunları görmeyi hak ediyor mu? Nedir sıkıntımız? Hedef Trabzon futboluna katkı sunmak değil mi? O zaman neden bu kavgalar? Ben haberleri yazarken üzülüyorum, sizler yaparken üzülmüyor musunuz. Utanmıyor musunuz?

Taraftar desteklediği takım kaybetti diye küfür etmez. Sahaya atlamaz. Hakemin üzerine yürümez. Amatör heyecanı yaşayacaksın. Yaşayacaksın ama kavga ederek değil, küfür ederek hiç değil. Otur izle maçını, yap yorumunu kardeşim, tezahüratını da yap, istersen amigoluk yap. Ama birilerinin onurunu kırma. Belki antrenör yada futbolcu eşini, annesini, kız kardeşini maça çağırmış. Sende küfür ediyorsun, kavga ediyorsun. Kendini onun yerine koy. Herkes hata yapabilir ancak hatalar bu şekilde çözülmez. Lütfen bu konuda hassas olalım. Trabzon’a yakışmıyor. Ben üzülüyorum. Taraftar zevk almak için orada. Küfür etmek için değil.

Eğer, böyle olacaksa varsın olmasın amatör. Her gün birilerinin analarına küfür edilecekse oynanmasın maçlar. Gencecik kardeşlerimiz kaybolup gidecekse, para konuşacaksa, amaç; futbol değil kavga izletmekse yıkın o zaman bütün amatör sahaları, hatta Yavuz Selim’den başlayın yıkmaya… Yavuz Selim yıkılmasın diye neden mücadele ediyoruz ki, bu görüntülerle karşılaşmak için mi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
www.karadenizinsesi.com.tr