Basından takip etmişsinizdir.

Trabzon’un Of İlçesi son 120 yılın en büyük yağışını aldı.

Metrekareye saatte 164 kilogram yağış düştü.

İlçede büyük hasar oluştu, çok şükür can kaybı yaşanmadı.

İlçeye, ‘geçmiş olsun’ ziyaretine tek siyasetçi geldi.

AK Parti İstanbul Milletvekili Oktay Saral.

Hadi diyelim ki; Oktay Saral Of’un evladı, Of sevdalısı…

Elbette ilk önce o gelmeliydi.

Peki;  orada evi, işyeri, altyapısı zarar gören insanların oyunu alan Trabzon Milletvekilleri neredeydi?

Acaba hangi mühim işleri vardı da vakit ayıramadılar?

Eğer orada 5-10 kişi ölmüş olsaydı, emin olun cenaze töreninde en ön safta yer alıp, fotoğraf karesine girebilmek için birbirleriyle yarışırlardı ya neyse…

***

Şimdi daha vahim bir hadiseye geçelim.

KTÜ öğrencisi Metehan Tuna Göre, siyasi düşünceleri nedeniyle karşıt görüşlü öğrencilerin saldırısına uğradı, beyin kanaması geçirdi.

Günlerdir yoğun bakımda yaşam savaşı veriyor.

Bu menfur olayı TBMM gündemine kim taşıdı biliyor musunuz?

Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün.

Merak ettim, Metehan Tuna Göre’nin anne-babasını aradım.

Annesi Ankaralı, babası Adanalı ve Tunceli ile hiçbir bağları yok iyi mi?

“Aygün’ün yaptığı insani bir duyarlılık ve vicdani bir sorumluluktur” dediler.

Peki; Trabzon’dan ses çıktı mı? (Saldırıyı kınayan siyasi parti ve STK temsilcilerini tenzih ediyorum)

Milletvekillerimizden çıt çıkmadı çıt.

Sadece Volkan Canalioğlu’nun Metehan’ın babası Emin Göre’yi telefonla aradığı açıklandı ama Göre, “Kafam çok dağınık, arayıp aramadığını hatırlamıyorum” dedi.

Vekillerimize soralım;

Kentinizde bir üniversite öğrencisinin sırf siyasi düşüncelerinden dolayı ölümün eşiğine getirilmesi sizi hiç mi ilgilendirmiyor?

Gencecik bir delikanlı, ölüme direnirken, ailesine göstermelik de olsa ‘geçmiş olsun’ diyemeyişinizin nedeni, o çocuğun sizinle aynı dünya görüşüne sahip olmayışından mı kaynaklanıyor?

Trabzon yarın daha kötü olaylara sahne olduğunda ne demeyi ya da ne yapmayı planlıyorsunuz?

Soru çok ama yerimiz az. Bunları cevaplayın yeter.

***

Gönül isterdi ki; bütün siyasi partilerin vekilleri, il başkanları, belediye başkanları, parti üyeleri, hangi görüşten olursa olsun vicdan sahibi herkes, Metehan’ın anne-babasının yanında toplanıp, ‘Kimden gelirse gelsin şiddeti kınıyoruz’ diye haykırabilseydi.

Bu duruş, gençlerimizin birbirini kırmasını engelleyecek ve saldırma heveslilerinin cesaretini ortadan kaldıracak tek yoldur.

Trabzon, TAYAD ‘lılara linç girişimi, Rahip Santoro cinayeti ve Dink suikastı gibi sansasyonel olayların travmasından kurtulup turizmde atağa kalkarken, üniversiteleriyle bir eğitim kentine dönüşürken, ‘öğrencilerin dövülerek ölümün eşiğine getirildiği kent’ unvanını hak etmiyor.

Bu kenti, ‘insanların birbirini boğazladığı bir coğrafya’ gibi göstermeye kimsenin hakkı yok, olmamalı.

O nedenle; bugün sadece Metehan Tuna Göre’nin gencecik bedeni değil, bu saldırıya sessiz kalanların vicdanları da yoğun bakımdadır.

Trabzon’a bakanlık verilmediği için salya-sümük ağlama noktasına gelenler de, yukarıdaki iki örneğe bakınca umarım şu tespitime katılırlar;

Trabzon’a BAKAN değil, GÖREN lazım GÖREN.

Kalın sağlıcakla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com