Haziran ayları edebiyat/yazın dünyamız için kayıplar/yitikler ayı mıdır diye sorarım kendi-kendime... Takvime bakıyorum, bu ayda doğan sadece üç isim var. Aramızdan ayrılanlar ise tam 49 kişi...

Haziran ayında kimleri yitirmemişiz ki?

Ziyad Ebuziya'lar... Ahmet Haşim'ler... Hilmi Ziya Ülgenler... Oğuz Özdeş'ler, Ahmet Arif'ler, Cemil Meriç'ler, Nazım Hikmet'ler, Peyami Safa'lar. Tahir Alangu'lar, Tahsin Saraç'lar ve adlarını köşemin yetersizliği nedeniyle yazamadığım nice değerli yazarlarımız, şairlerimiz, düşünürlerimiz...

Ve Karadeniz'den sonsuzluğa akıp giden iki değerimiz var onlar içinde... Haziranın sıcağında yitirmişiz onları: Ömer Turan Eyuboğlu ve Hasan İzzettin Dinamo...

 "Hoş geldin bela

Hoş geldin yiğitlerin kaderi/Yüreğimin köşesinde başımın üstünde yerin/Silah    

elde yolumu kesti Rüstem/Nara attım/Daha ölmedik dedim elimle/Hafız gibi

okudu 'negant'ım/Basa bas ettim/O'nu bunu bilmem erkekçe öldüm/Kim

bilecek yüreğimde yare var"

diyen Trabzonlu şair/gazeteci Ömer Turan Eyuboğlu'nu böyle bir haziran sıcağında yolculamıştık kalplerimizin ılıman iklimlerine.

Tarih, 15 Haziran 1960'da durmuştu Ömer Turan Eyuboğlu için...

Oysa o, verimlilik çağına yeni adım atmıştı. Gazetesi Hakimiyet'le Trabzon basınında farklı bir yarış kulvarı açmıştı. Şiirleriyle Karadeniz insanının yaşam kavgasını, mert duruşunu, bitmez yaşam kavgasına sevdalanmıştı.

Ömer Turan Eyuboğlu'nu yitireli 56 yıl olmuş...

Tam da yeri ve zamanı... Bakınız, ne diyor biz meslektaşlarına bir şiirinde Rahmetli:

"Her derdi aldım arkama,/Ad bırakmak muradımız./Baki kalan namdır amma,/

Anılmayacak adımız./Türkiye'nin her ilinde,/ Sılada, gurbet elinde/Belki de yarin

dilinde/Anılmayacak adımız."

Evet, öyle oldu... Bir 15 Haziran'ı daha Ömer Turan'ı Eyuboğlu'nu anmadan yaşadık.

1909'da Akçaabat'ın Ahanda köyünde doğan ve yaşamı acılarla dolu geçen Hasan İzzettin Dinamo'yu da böyle bir haziran gününde yolcu etmiştik ebediyete.

"Bir biyografik roman özelliğini taşıyan 'Savaş ve Açlar'da anlattığı olaylar savaşın ve açlığın korkunç yüzünü sergiler."

 "Kutsal İsyan" ve "Kutsal Barış" Dinamo'nun iki önemli yapıtı/eseri armağan olarak kalır bize...

Yaşamda her şey zamandan çalıyor. Hiç durmayan, akıp giden zaman içinde; insanoğlu kendi varlığını yarınlara taşıyacak izler bırakabilmenin heyecanını/titizliğini/duyarlılığını taşımalı hep benliğinde/yaşamında...

Ama vefa ile birlikte..

Yoksa akıp giden zamanda/zaman içinde; insanoğlu "yitikler hanesi"nde yer almakla yeni, farklı bir kimlik çıkaramaz kendine.

 Zamanıma arkadaş aradım yaşamım boyunca...

Zaman ve vefa kadar uyumlu arkadaş bulamadım kendime...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.